Ayrılık İstasyonu

      Ayrılık İstasyonu için 4 yorum

Tren GarıSevda treninin kalkmasına saatler kala geldi ayrılık istasyonuna. Bir tek valizi vardı peşi sıra sürüklediği. Arda kalan bütün duyguları için bir valiz yeterliydi. Sadece kalbini sığdıramamıştı çantasına; omuzlarının çöküklüğü, dizlerinin sızlaması belki de bu ağır yük yüzündendi. Etrafına bakındı, raylara çok da uzak olmayan bir bankı kestirdi gözüne. Yine ağır adımlarla, valizinden çok kendini taşımakta zorlanarak yanaştı banka doğru. Oturdu. Oturdu oturmasına ama yüreği memnuniyetsiz ritimlerle bütün uzuvlarına bu işte bir yanlışlık olduğu sinyalini veriyordu. Aklıyla gönlünün ittifakı demek ki buraya kadardı.

Bu hislerin onu kararından döndüreceğini düşünmüş olacak ki zihni yüreğinin zincirlerini kırmaya karar verdi. Yüreğinin saplanıp kaldığı bu duygu bataklığından hemen kurtarmalıydı onu. Kafasını kaldırdı, kendisi gibi gitmeyi kararlaştıranlara dikerse gözlerini, gönlü ikna olurdu belki. Hemen yanı başındaki bankta oturan altmışlı yaşlarındaki kadına dikti gözlerini. Bütün yaşanmışlıklarıyla, beyaz ve grinin bütün karışımlarını saçlarında bilgelik tacı yapmış bu bayanın ayrılık istasyonunda olması elbette bir tesadüf olamazdı. Aklı, gönlünün pes edeceği umuduyla hevesle bakmaya devam etti yanı başındaki kişiye. Derken yanı başındaki kadının gözlerini fark etti. Ayrılık istasyonunun loş ışıkları altında yaşlar süzülüyordu bu gözlerden. Elini cebine atan kadın, şimdiden kırışmaya başlamış bir fotoğrafı önce elinde sıkı sıkı tuttu, sonra dudaklarına götürdü. Belli ki ayrılık istasyonunun zoraki misafiriydi bu kadın da. Belki hayat arkadaşını kaybetmiş, yolu öyle düşmüştü buralara.

Kafası bu sorularla çalkalanırken, gönlü yorgun da olsa aklına teslim olmadı hemen. Bu sefer kalbi, gönül gözüyle süzdü etrafını. Bu sefer bir delikanlı takıldı gözüne. “Bu deli dolu yaşında bu istasyonda işi ne ki?” diye düşündü. Yüzündeki halden onun da gönlünün bu yolculuğa razı olmadığını kestirebiliyordu. İstasyonun bir ucundan diğerine düşünceli adımlarla gidip gelen genç bir şeyler mırıldanıp duruyordu. Gönül, kulak kesildiğinde bir şarkı olduğunu fark etti gencin dilinden dökülenlerin.

Bu garip bir veda olacak,
Çünkü aslında hep içimdesin.
Ne kadar uzağa gitsem de
Gittiğim her yerde benimlesin.

Kalp ve AkılDelikanlının hüzünle mırıldandığı şarkı umut verdi yüreğine. Çünkü ayrılık istasyonunda bir yolcu da olsa bu genç, demek ki geride bırakmak istemiyordu sevdiğini. Derken akıl araya girdi, sinsi bir tebessümle şarkının adını hatırlattı kalbe: Hoşçakal. Zaten minicik umut kırıntılarına tutunmaya çalışıken kalp, akıl son darbesiyle boşlukta bıraktı kalbin ellerini.

Akıl, galibiyetin verdiği gururla dopdolu haldeyken kulağa ayrılık istasyonuna yaklaşan trenin sesi geldi. Bir ayrılık şarkısının nakaratı gibi uzun, ince, derinlerden gelen bir sesti. Gönlü aklın girdabında trene doğru sürüklenirken sevda treni istasyona çoktan girmiş, bir sonraki yalnızlık durağına gitmek için adeta sabırsızca duman soluyordu. Arta kalan duyguları ufak bir valizin içinde, kalp akla direnmeyi bırakmış bir şekilde bineceği vagonun önüne geldi. Bir ayağını homurdanan trenin basamağına atmış, elini soğuk tırabzana kenetlemişti.

O esnada bütün gereksiz sesler kesildi, sadece bir ses yankılandı havada: Leyla. Aklı mantıklı cevaplar için koştururken zihninin dönemeçlerinde, kalbi sesin sahibini çoktan tanımış, başını sesin geldiği yöne çevirmişti bile. İşte sevdiği orada, birkaç adım ötesinde duruyordu. Bu sefer gönlü çekiştirdi peşinden aklını. Vücudunun bütün uzuvları gönlün buyruğunda sarıldı sevdiğinin boynuna. Yıpranmış duygularıyla dolu valizini bir başına orada bırakırken, sevdiğinin kolunda çıktı ayrılık istasyonundan. Akıl bütün bu olanlardan sonra kayıtsız kalamadı daha fazla, bir sonraki durağın isminin mutluluk olması için kalbin elinden tutuverdi.

4 thoughts on “Ayrılık İstasyonu

    1. zaferb Post author

      Yorumunuz için teşekkürler.
      Kimine göre ölüm, kimine göre sadece iki insanın birbirinden uzaklaşması. Siz yazıyı okurken zihninizde nasıl canlanıyorsa sorunuzun cevabı o olmalı bence:)

      Reply
  1. Optamin

    Yazılanlar beni ölüme götürdü 🙂 Psikolojim o minvalde olduğu için, geçen günlerde yaşlılıkla ilgili bir yazı yazmıştım. Belki bu sebeple.

    Reply
    1. zaferb Post author

      Açıkçası ben ölümü düşünmemiştim yazarken fakat bilinçaltımızın da etkisi oluyor bazen yazdıklarımızda. Belki de düşünmüşümdür yani:)

      Reply

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir