Teknoloji: Sosyallik Veyahut Asosyalliğin Nedeni

İnsan doğası gereği sosyal bir varlıktır. Ben kimselere ihtiyaç duymam, bana dokunmayan yılan bin yaşasıncılar da vardır tabii aramızda. “Şu annem babam yok mu, beni kısıtlamaktan başka ne yaparlar ki? Kız-erkek arkadaşım beni anlamıyor, özgürlüğümü kısıtlamaktan başla yaptıkları bir şey yok zaten onların.” Kimi zaman hepimiz için bir kaçış yeridir internet camiası. Günlük hayatta yaşadıklarımızdan, problemlerimizden, sıkıntılarımızdan kaçtığımız bir sığınak. Şiddetli sarsıntılara dayanması için inşa edilmiştir adeta. Kapının kapanması ve tahtına kurulmuş kralın hoşbeş etmesi için birkaç tıklama yeterlidir. Durum güncellemeleri, yediğim yemeğin damağımda bıraktığı lezzet, kim kiminle nerede ne yapmışa açılmış bir kapıdır bazen de şu tek dişi kalmış canavar görünümündeki internet.

Sahte Kimlikler Mi, İçimizdeki Gerçek Ben Mi?

Klavyenin arkasında görünmezizdir. Kamufle olmak için binlerce teknik bilmemize de ihtiyaç yoktur üstelik, derimizdeki renk pigmentlerini ortama göre ayarlamak zorunda da değilizdir. Bazen sadece bir takma isim, saydığım bütün bu kamuflaj tekniklerinin yerine geçer. Bir anda 1.90 boyunda kaslı bir vücuda sahip olabilir, yüzme sporunda vitrinimizi süsleyen madalyalarımız olabilir… Bir anda Newton’a inat fizik kurallarına aldırmaz bir tavırla 90-60-90’ların kapısını aralar, bir bakanın bir daha bakma ihtimalini ileri seviye olasılık hesaplarından kurtarıp mutlakıyet seviyesine çıkarıveririz. Olmak isteyip de olamadıklarımıza ulaşmak klavyedeki tuşlara uzanma mesafesine iniverir bir anda. Şair, duygusal, jön, düşünceli, espirili vb. olmak için tek yapmamız gereken gerekli tuşlara uygun sırayla basmaktan ibarettir. Bazen bu bile zor gelir de Türk’ün teknolojiyi kullanmadaki son raddesinden bir ilhamla kopyala ve yapıştır komutuna sığınıveririz. Sihirbazın havada salınıp, hokus pokuslarla, abra kadabralarla başladığı bu kısa sihirli değnek yolcuğu şapkadan çıkan “yeni biz”le son bulur. Artık biz olmak istediğimiz kişi olmuşuzdur, tavşan da ağız tadına layıksa yağni…

Maskeler

Karanlık tablolar çizen karanlık ruhlu bir ressam olmamak gerekir tabii. Bazen “photoshop”suz bir fotoğrafçı edasıyla hareket etmeli. Dolayısıyla yeni kültürlerle tanışmak, yeni insanlar, yeni dünyalar tanımayı seven kişilerin de önünde saygıyla eğilmeyi bilmeli. Nitekim bu yazının yazarı da kullandığı dilin inceliklerini, incelerek kopmasından da endişe ederek, iletişim kurmakta bir araç olarak kullanmakta. Yeni dünyaları keşfetmeyi yerinde ve zamanında yapamamışlar olarak bazen, teknolojinin o sıkılası yanaklarından bir sıkımlık sevimlilik alarak da sanal gemilerimizle sanal yelkenler açarak gerçek limanlara ulaşabiliriz belki.

Bir kaçış bu bendeki kendimden, uzaklara, çok uzaklara… Belki de bir kaçış bu bendeki tanımadığım bu benlikten tanışmayı dört gözle beklediğim gerçeğe, gerçekten olduğum kişiye. Hangimiz, hangi taraftayız acaba? Bütün çizgilerin bu kadar iç içe olduğu bir dünyada, hangilerimizin maskeleri yüzlerine yapışmış, kaynamış ve onların asıl benlikleri olmuş ya da hangilerimiz maskelerin arkasından bakmaktan dünyanın gerçekliğini unutmuşuz? Kim bilir…

Not: 2012 yılında kaleme aldığım bir yazıdır. O günden bugüne çok da bir şey değişmemiş anlaşılan.

14 thoughts on “Teknoloji: Sosyallik Veyahut Asosyalliğin Nedeni

  1. Gazeteci N.G.

    Efendim, yine harika bir yazı çıkarmışsınız. Hem de seneler evvelsinden. Diyecek şey bırakmamışsınız, “kaleminizie sağlık”tan başka 🙂
    Kaleminize sağlık! 🙂

    Reply
    1. zaferb Post author

      Değerli yorumunuz için teşekkür ederim. 🙂 Bizi rahatsız eden durumları yazıya dökmezsek hiçbir şey yapmamış oluyoruz sanırım. En azından bunu yapmaya çalışmak lazım.

      Reply
      1. Gazeteci N.G.

        Kesinliklikle katılıyorum. Bizi rahatsız eden durumları yazarsak, en azından bir şeyler yapmış oluyoruz. Kelimeler güçlüdür, efendim 🙂
        Saygılarımla…

        Reply
  2. Gizli Özne

    Aslında her şeyi yerinde ve zamanında kullanabilsek bir sıkıntı kalamayacak. Ama sosyal medya da açılan her hesap “ayrı” bir kimliğe dönüşünce iş karışıyor. Hesaplar kişiden çok kişileri yansıtıyor. Aslında var olan tek kişi ama sosyla medyada dışa vurum sanki onlarca kişi.

    Reply
    1. zaferb Post author

      Değerli yorumunuz için teşekkür ederim. Kendimizle barışık olmadığımız zamanlar kimlikler türetiyoruz sanırım. Sonra da bu kimliklerin arkasına saklanıyoruz.

      Reply
  3. Müfred

    İnternet ortamına ne kadar sanal alem deseler de; ben burada daha çok olduğum gibi davranıyorum. İsmim elbette gerçek olmasa da ne önemi var. İsmi, soyadı hatta fotoğraflarıyla burada olduğu halde sahte hayatlar yaşayanlar yok mu?

    Reply
    1. zaferb Post author

      Yorumunuz için teşekkür ederim. Kişi gerçekte ne ise o şekilde davranmalı bence de. İnterneti farklı kimliklere bürünmek için kullanmak pek de etik bir durum değil.

      Reply
  4. Oksijensizm

    Not gülümsetti. Çok da bir şey değişmemiş, eskiden de şimdi olduğu kadar sağlam düşünceler dolanıyormuş beyninizde. Kaleminize sağlık, düşündürücü ve gerçek bir yazıydı.

    Reply
    1. zaferb Post author

      Değerli yorumunuz ve güzel sözleriniz için teşekkür ederim.

      İnternetin yeni yeni yaygınlaşmaya başladığı zamanlarda İngilizce pratiği yapmak için yabancı arkadaşlarım vardı. Şimdiki gibi karşılıklı sohbet değil de bir nevi dijital mektup arkadaşıydık diyebilirim. Çok sıcak davranan kişilerdi gerçekten. O günlerden bugünlere insanların birbirlerine yaklaşımı o kadar değişti ki. Sosyal medyada doğru insanlarla karşılaşmak git gide daha da zorlaşıyor. Bakalım bu tren eğri yollarda ne kadar daha ilerleyebilecek?

      Reply
      1. Oksijensizm

        Sanırım bir klasik olarak: “Devir değişti.”
        Maalesef ki o sıcaklık insanların yaklaşımıyla, güveni kırmasıyla dağıldı ve buza dönüştük. Bakalım, belki de o tren hiç tahmin edilmeyen yerlere kadar gidebilir.

        Reply
    1. zaferb Post author

      Yorumunuz için teşekkür ederim. Ortada bir tezat var aslında: Daha fazla sosyalleşmek amacıyla pazarlanan teknoloji uygulamaları çok farklı amaçlara hizmet ediyor şu anda.

      Reply
  5. muteessir

    Psikolog Fatih Reşit Civelekoğlunun savunma mekanizmaları adlı radyo programında ne de güzel anlatıyordu bu oyunların bir kaçış olduğunu

    Reply

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir