Blogların Geleceği

      Blogların Geleceği için 6 yorum

Dün gerçekleşen, benim de öğleden sonraki oturuma katılma ve katılımcılara soru sorma fırsatı bulduğum Blog Yazarları Çalıştayı’nın 3.’sü tamamlandı.

“Biz Niye Olmadık?” temasıyla yola çıkan Evren Günlüğü bloğunun sahibi Evren Soyuçok’un daha çok bireysel çabalarıyla yürüttüğü çalıştayda samimi bir ortam vardı. Çabalarından dolayı Evren’e teşekkür etmek lazım. Özellikle “Gelecek Vadeden Bloglar“ın yazarları, kimi şehir dışından gelerek, kendi deneyimlerini ve blog yazarlığı serüvenlerini dile getirdiler. Çok da büyük olmayan salonun dinleyicileri de azdı. Üstelik bu platform altında buluşan çoğu yazar blog çalıştayını kendi bloglarında ve sosyal mecralarında duyurmuşlardı.

Bütün bu atmosfer başlıkta da belirttiğim üzere blogların geleceği hakkında biraz da olsa bana fikir vermişti. Maalesef bloglar eski popülerliklerinden uzaklaşmış durumdalar. Bunun faturasını blog yazarlarına çıkarırsak büyük haksızlık yapmış oluruz. Çünkü belirli aralıklarla kendi hayatlarından zaman ayırarak özellikle kaliteli içerikler üretmek için ter döken blog yazarı arkadaşların çoğu, maddi beklenti içerisinde olmadan kişisel çabalarıyla blog yazmaya devam ediyorlar.

Yazı yazmanın bazı yazarlar için bir ihtiyaç olduğuna inanmışımdır çoğu zaman. En azından bu durum benim için bu şekilde gerçekleşiyor. Çalıştayda izleyicilerden biri “İnsanlar biraz da yalnız oldukları için yazıyor.” demişti. Belirli ölçülerde doğru kabul edilebilecek bir görüş. Buradaki yalnızlığı etrafımızdaki insan sayısıyla değil de “meramımızı anlatmak” olarak görmek, yüreklere dokunmak şeklinde yorumlamak gerekiyor. Etrafımızdaki her insan netice itibariyle bizim yüreğimize dokunan ya da yüreğine dokunabildiğimiz insanlar olmayabiliyor.

 

Blog yazarı arkadaşlara yönelttiğim soruda özellikle yazma motivasyonlarını anlatmalarını istedim. Cevap veren arkadaşlarımızın çoğu blog yazmayı kişisel bir iç döküş, internet üzerinde dijital bir iz bırakma ihtiyacı, başka insanlara faydalı olma ya da okuyucularının hayatına dokunabilme amacıyla yazılar kaleme alma olarak belirtti. Yalnız, okunmanın ve yorumlar almanın da itici bir güç olduğu gözden kaçmamalı. Her ne kadar içimizi dökerek siz değerli blog okuyucularına gönlümüzü açsak da bizim bakış açılarımız hakkında sizlerin yorumlarını duymak her zaman inanılmaz bir motivasyon sağlıyor. Doğru mu yanlış mı bilmiyorum ama benim için yemeğin tadını tuzunu katan okuyucularım ve onların yorumları oluyor.

Çalıştayda dikkatimi çekenlerden biri de yaş ortalaması çok daha düşük bir kitle beklerken kendi yaşımda hatta benden büyük yazarlarla karşılaşmam oldu. Şaşırdım desem daha doğru bir tanımlama olur sanırım. Çağımızda zaman öylesine hızlı akmaya başladı ki 140 karakterle, Instagram’ın 24 saatlik ömrü olan hikâyeleriyle, daha nice hıza ve pratikliğe dayalı mecrayla karşı karşıya kalmanın bloglara çok yaramadığını düşünüyorum. Elbette sosyal mecralar, diğer iletişim platformları blog yazarı olarak bizlerin de okuyuculara ulaşmak için kullandığımız ortamlar. Fakat ortalama 300 – 600 kelimelik bir blog yazısını okumak özellikle de gençler için sanırım oldukça “sıkıcı” bir eylem hâline dönüşmüş durumda. Bu durumu okuma alışkanlıklarımız, okuduğumuz kitapların türleri vs. ile de paralel düşünebiliriz elbette. Blog yazarları olarak yürümeyi öğrenmeye çalışan bir kitleden acaba koşmalarını mı istiyoruz diye geçiriyorum bazen içimden.

Çalıştayda kelimelerbenim bloğunun yazarı, blogsozluk‘ün kurucusu Sezer İltekin’le de tanışma fırsatı buldum. Kendisi şimdiye kadar en beğendiğim “hakkında”(kendi ifadesiyle Ben Neymişim?) yazılarından birini kaleme almış kişidir aynı zamanda.

Bütün bu olumsuz tabloya rağmen Evren’in de ifadesiyle “Birçok platform geldi geçti ama kan kaybetsek de biz bloggerlar hâlâ ayaktayız!” diyerek ya da bunu umarak yazıma son vereyim.

6 thoughts on “Blogların Geleceği

  1. Çıplak Yazar

    Yazınızı büyük bir ilgiyle okudum. Bu son çalıştaya ve öncesinde yapılan 2. çalıştaya katılamadığım için çok üzüldüm.
    Blogların geleceğinden tutun da, yazarın motivasyon kaynakları gibi bir çok konu hakkında konuşulmuş. Keşke ben de sıcağı sıcağına oradaki söyleşiye dahil olabilseydim ve sizlerle tanışabileseydim.

    Yine de bu güzel yazı için teşekkür ederim. Çalıştay ile ilgili diğer yazı ve videoları da inceleyeceğim.

    Reply
    1. zaferb Post author

      Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Oradaki samimi ortam bile katılmak için yeterli bir sebepti benim için. 🙂 Keşke katılabilseydiniz. Neyse bir dahaki sefere diyelim.

      Reply
  2. Semi

    Merhaba, sorunuzu hatırlıyorum. Cevap verenlerden biriydim:)
    Ben henüz bir değerlendirme yazmadım. Doğrusu sizinle aynı fikirdeyim. Gençlerin katılımını beklerdim, belki de yerinde tespitler duyardık ya da kendilerinin neden blog yazmanın şu an popüler olmadığını onlardan dinlerdik.
    Ortamımız güzeldi, birçok blog yazarı arkadaşımla tanıştım, bu bile bana yeter:)
    Sevgiler…

    Reply
    1. zaferb Post author

      Değerli yorumunuz için teşekkür ederim. Çalıştaya fikirleriyle ve yaklaşımıyla renk katanlardan biri de sizdiniz, faydalı oldu bizler için.
      Blog yazarlığının; birçok iletişim problemi yaşadığımız şu zaman diliminde insanlara katkıda bulunacağını, özellikle de gençlere fayda sağlayacağını düşünüyorum. “Okuryazar”lık kısmının “okuma”sında zaten sınıfta kalıyoruz ama “yazma”da esamemiz bile okunmuyor sanırım.

      Reply
  3. Evren I e-vren günlüğü

    Sevgili Zafer, asıl ben teşekkür ederim değer verip çalıştaya geldiğin için. Söz alıp soru sorduğunda Türkçe öğretmeni olduğunu da söylemiştin ve o an “çıkışta bu arkadaşla mutlaka tanışmalıyım” demiştim. Çalıştay hengamesinde tabii o an iletişim kuramadık ama akşam eve geldiğimde hayıflanmıştım. Neyse ki internet üzerinden birbirimizi tekrar bulmayı başardık.

    Çalıştayın öğleden sonraki oturumunu çok güzel özetlemişsin. Her biri farklı şehirlerden kalkıp gelen o arkadaşların bu zahmete boşa girmediklerini biliyorum. Üç yıldır blogların geleceğine bir miras bırakıyoruz, konuşmacısından katılımcısına kadar bunu hep birlikte yapıyoruz. Bu blog yazıları da mirasın birer parçası.

    Senin gibi blog yazarlığının bilincinde olan arkadaşlarla tanıştıkça var olmaya, ayakta kalmaya devam ediyoruz Zafer. Sevgiler

    Reply
    1. zaferb Post author

      Değerli yorumun için teşekkürler Evren. Ülkemizde, nedendir bilinmez, iyi işlerin köstekçisi çok oluyor. Eleştiri kelimesinin “olumlu” da olabileceğini öğrencilerime aktardığımda çoğu şaşırırdı mesela. Eleştiriyi hep “olumsuz” bir eylem olarak ortaya koymuş ve böyle sunmuşuz demek ki millet olarak.

      “Teşekkür etmek” kıymetini koruyor, az bulunan bir değer çünkü. Belki de bu yüzden değerli taşlar kadar kıymet arz ediyor. İnsanların kendini ifade etmesini teşvik etmek, ki bence blog yazarlığı temelde bunu gerçekleştiriyor, uygar bir toplum seviyesi amaçlıyorsak çok önemli bence. Yaşadığımız problemlerin çoğu “iletişim kuramamak”tan kaynaklanıyorsa iletişimin kalitesini arttırmaya dair her türlü çaba desteklenmeli.

      Yaptığın işler için sana ve elini, bazen taşın kalkmayacağını bile bile, taşın altına koyan blog yazarı arkadaşlara başarılar dilerim.

      Reply

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir